Takımlar Neden Konuşmayı Bırakır?

Bir takımın en tehlikeli hali kaos değildir.
Sessizliktir.
Çünkü insanlar hâlâ itiraz ediyorsa, hâlâ umut vardır. Ama insanlar susuyorsa, çoğu zaman çoktan vazgeçmişlerdir. Modern çalışma hayatında birçok ekip aynı problemi yaşıyor:
Toplantılar yapılıyor.
Mesajlar atılıyor.
Süreçler ilerliyor.
Ama insanlar artık gerçekten birbirine temas etmiyor ve bu durum genellikle yüksek sesle başlamıyor. Önce insanlar:
• daha az fikir söylüyor
• daha kısa cevap veriyor
• risk almamayı öğreniyor
• görünmez hale geliyor
Sonra takım içinde görünmeyen bir uzaklık oluşuyor.
Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünür ama içeride: Güven azalmıştır.
Küçük Prens’te tilkinin söylediği önemli bir şey vardır:
“İnsan ancak evcilleştirdiği şeyi tanır.”
Belki de modern ekiplerin en büyük problemi burada başlıyor. Birlikte çalışıyoruz ama gerçekten birbirimizi tanımıyoruz.
İnsanları:
• rol olarak görüyoruz
• görev olarak görüyoruz
• performans olarak görüyoruz
Ama çoğu zaman “insan” olarak göremiyoruz. Oysa güçlü takımların temelinde yalnızca yetenek yoktur. Güven vardır. Psikolojik güven olan ekiplerde insanlar:
• hata yapabilir
• fikir söyleyebilir
• soru sorabilir
• zayıf görünmekten korkmaz
Çünkü bilirler:
Yargılanmayacaklardır.
Belki de bu yüzden bazı ekipler yüksek performanslı görünse bile uzun süre sağlıklı kalamaz. Çünkü insanlar sadece işi değil, hissi de taşır ve bir takımın duygusal iklimi bozulduğunda, en önce konuşmalar değişir. Sonra insanlar. Belki de iyi liderliğin başlangıcı şudur:
İnsanların sadece çalışıp çalışmadığını değil, nasıl hissettiğini de görebilmek.
Çünkü en önemli şeyler gerçekten de gözle görülmez.
The Virtual Power





Yorumlar