top of page

Neden Küçük Prens 3

21 Eki
4 dakikada okunur

İlk yazımda Küçük Prens kitabının yazılış yolculuğundan ve kendimce yaptığım kitabın genel analizinden bahsederek kendi hayatımızda yorumlanışından bahsetmiştim.

İkinci yazımda kitapta bahsi geçen karakterlerin özelliklerinden ve değerlerinden, bunların bizdeki ya da hayatımızdaki yasımalarıyla beraber yaşam ağlarımızın bağlarından bahsetmiştim.

Bu yazımda da kitapta bahsi geçen ve yan karakterlerden ziyade daha fazla bahsi geçen, ana karakteri besleyen ve özelliklerini daha da fazla açığa çıkaran yazarın önem verdiği detaylar olarak düşündüğüm betimlemelerden bahsetmek istiyorum.

Bu yazıya başlayacağım karakterin kitabı anlamamıza yardım eden ve bizi ilk sayfalarda içine çeken ilk karakter ile başlamak istiyorum.

Pilot; aslında bizi Küçük Prens karakterinin dünyasına girmemizi hazırlayan, materialist dünyamızdan metafor dünyasına geçişi kolaylaştıran başlangıç karakteri. Pilot’un hikayedeki görevi aslında bizi bu dünya içerisinde, dünyanın geçici ve aslında derin anlamları olmayan işlerle, hayal dünyamızdan ne kadar uzaklaştığımızı göstermek. Benim dahil birçok okuyucunun en çok etkilendiği resim (fil yutmuş boa yılanı ve yetişkinlerin buna şapka demesi) anlatımı ile yetişkin olmanın bakış açılarımızı daralttığını anlatıyor. Öğrenilmiş –meli,-malı’larımızın, doğru-yanlışlarımızın bizleri bir kalıba soktuğunu ve düşünce genişliğimizi daralttığını anlatıyor. Günlük hayatımızda her birimizin bazı konularda bakış açılarımız dar olabilir elbet. Bazen öğrendiğimiz bilgiler bu bakış açılarımızı genişletirken, en çok genişletebileceğimiz alanin merak duygusu olduğunu hikayedeki koyun çizme metaforu ile anlatıyor. Herhangi bir yetişkin gibi değil de, hayal dünyasındaki imkansız olmayan, her açıdan düşünülebileceğini gösteren, kutu çizmesi ve içinde koyunun olduğunu söylemesi bizleri bu metafor dünyasına hiç zorlanmadan direk girebilmemizi sağlıyor. Bu karakter ile normal yetişkin düşünce yapımızı görürken, değişik düşünmeye, değişime ayak uydurabilen esnek bir düşünce yapısına geçişi de rahatlıkla görebiliyoruz.



Küçük Prens için çok önemli olan diğer objelere değinmek bizlere “normal” hayatlarımızda farklı bakış açılarına sahip olabilmemizi sağlıyor.

Gül; objesi, hatta buna kaprisli ve ihtiyaç sahibi özellikleri sebebiyle karakteri de diyebiliriz; ana karakter Küçük Prens’in en çok değer verdiği obje kuşkusuz. Her gün onun mutluluğu için çabalaması, ona çok özenli davranması ve her ihtiyacını karşılamak için çözümler bulması, hatta koyununun bile Gül’üne zarar vermesinden endişe ederek tasma, çit yapma gibi çözümlerle sahip olmak istemesi şüphesiz ki Gül’ü en önemli diyebileceğimiz bir karakter/obje yapıyor. Bunu Küçük Prens açısından değerlendirirsem, bu objenin karaktere büyük bir sorumluluk duygusu kattığını söyleyebilirim. Bunun gerçek hayattaki yansımasına örnek verecek olursam eğer; anne-babaların hangi duygu ile ebeveynlik duygusu yaşadığı düşünüldüğünde, kimisi sevgi, kimisi şevkat, kimisi sorumluluk, kimisi de başka birşey söyleyecektir ilk kelime olarak. Tabi ki bu duyguların hepsi mevcuttur fakat ilk akla gelen o işin/eylemin en büyük motivasyon kaynağıdır. Bunu aynı şekilde iş hayatında da düşünebiliriz. Kimisi yaptığı işte bulduğu anlam için o işi yapar, kimisi para, kimisi aldığı sorumluluk sebebiyle. Başka sebepler de sıralanabilir elbette fakat ana motivasyon kaynağı ilk akla gelen olduğu su götürmez bir gerçek gibi gözüküyor. Burda Gül, Küçük Psens’in sorumluluk, sevgi, sadakat gibi değerlerini temsil ediyor.

Baobab Ağacı; objesi küçük presin en büyük sorumluluklarından biri olan yaşam alanını/gezegenini  sağlıklı ve yaşanabilir kılmak için uğraşması gereken bir zorluğu temsil ediyor. Bu zorlukla uğraşmak onun çok da keyif almadan yaptığı bir sorumluluğu. Hepimizin hayatında keyif almadan yaptığımız fakat sorumluluğumuz sebebiyle yapmak zorunda olduğumuz sorumluluklarımız var elbette. Bu sorumluluklarımızı yapmaya biraz ara verdiğimizde, yığılan iş yükü altında tükenebiliyoruz. Bu iş yük oluyor çünkü bize keyif vermiyor. Varlığından kişisel faydanız olmadığı, fakat gene de farklı sebeplerle kişisel sorumluluğunuzun olduğu işler bunu temsil edebilir. Bu işler biraz sinsi bir şekilde hayatımıza girer, yapılmazsa büyür ve ağırlık hissi verir. Bu sebeple de düzenli yapılması zor olan işlerdendir. Çünkü yığılması tükenmişlik hissine, hayatımızı yaşayamacak raddeye gelmemize dahi sebep olabilir.

Volkanlar; bir başka severek yapmadığımız ama yapmazsak büyük zarar göreceğimiz objeleri temsil eder. Bunun baobablardan farkı, sinsi bir şekilde girmez ya da büyümez. Bağıra bağıra kendini gösterir. Küçük ya da büyük farketmez ama görünürdür. Hiç mutlu ettiği de söylenmez aksine mutsuz eder. Bu sebeple de hayatımızda barındırmamız gereken ya da her zaman kontrol altında tutmamız gereken işlerdir. Görmezden gelinmesi büyük zararlar verebilir, silip süpürebilir, yok edebilir değer verdiğimiz şeyleri.

Tilki; Küçük Prens’in en yakın arkadaşı diyebiliriz. İlişki kurduğumuz ve hayatımızda düzen oturttuğumuz kişileri temsil eder bana göre. Yokluklarının dengemizi sarstığı kişilerdir bunlar. Bu kişilere derin bağlarla bağlıyızdır. Bu sebeple hayatımızda yoklukları bizleri sarsar. Hayatta derin bağlar kurmayı tercih etmeden yaşayan insanların gerçek mutlulukları elde edemeyeceğini, derin bağlar kurularak elde edilen ilişkilerin bizlere derin mutluluklar getirebileceği betimlenmiştir bana göre. Dez avantajı, bu kişilerle kopan bağların derin üzüntüler de getirdiğidir ama mutluluğu, bağ kurmayı, ait hissetmeyi hayatımızda istiyorsak, bunu göze alabilme cesaretini de göstermemiz gerektiği anlatılır.

Yılan; karakteri için söyleyebileceğim çok fazla birşey olmamakla beraber,buna da bir önceki yazımda bahsettiğim “bekçi” karakterinde dediğim gibi, görev adamı olmayı temsil edebilir. “Bekçi” den farkı, sonuçlarını önemsememedir. Derin bağlar kurmadan, asdece görevini yapan kişilerin temsili olabilir belki de. Sonuçlarının ne getireceğinin çok önemi yok onlar için; görev ise yapılacak ve doğru olan da bu.

Hayatımızda çok değer verdiğimiz her bir obje/birey/canlı bizlerin başka yüksek değerlerini besliyor. Bizdeki öneminin sebebi de budur. İletişimde olduklarımız da farklı sebeplerle, farklı değer ihtiyacımızı karşılayan kişilerdir. Mecburi ve zoraki iletişimde olmak zorunda olduğumuz kişilere de farkındalıkla yaklaşmak, işimizi kolaylaştıracaktır.

Bunlar benim kişisel yorumlarım olmakla beraber sizlerin ne düşündüğüne dair geri bildirimlerinizi almak, kollektif olarak bakış açılarımızı genişletmemize katkı sağlar. Buradaki merak duygumu yorumlarınızla besleyebilirseniz benim büyük bir değerimi olumlu beslediğiniz için beni ne kadar mutlu edebileceğinizi tahmin edebilirsiniz.

 
 
 

Yorumlar


Yazı: Blog2_Post

©2022, The Virtual Power tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page