KEŞFET
llk sayımız ile karşınızdayız. Bizimle beraber keşfetmeye hazır mısınız?
Zihin kaslarımızı nasıl geliştirebileceğimizi ve duygusal zekamızı nasıl etkin kullanabileceğimizi keşfetmek için yola çıkıyoruz.

Merhaba Sevgili Okuyucular,
Duygusal Zeka (DZ) alanında yepyeni bir yolculuğa hoş geldiniz! KEŞFET, sizlere yapay zekanın henüz erişemediği duygusal zeka, yaratıcılık ve etik yargı gibi insan olmanın en değerli yönlerini keşfetme fırsatı sunacak. Peki, neden böyle bir newsletter'a ihtiyacımız var ve bu newsletter sizlere neler katacak?
Dijital çağın, teknolojinin ve Yapay Zekanın katkıları tartışılmaz elbette. Eskiden insanlar, bugün teknolojinin yaptığı şeylerde ustalaşmak zorundalardı. Şimdi onları elimizden teknoloji alıyor ve bizlere insan olmanın gücü kalıyor. Bu gücü en iyi hale getirmemiz bekleniyor artık başarı ve yükselme için. O halde bunu en iyi şekilde yapabileceğimiz, tarihsel evrim sürecinde yeni diyebileceğimiz duygusal zeka, iletişim, etik anlayışlarımız, kültürel zeka gibi daha bir çok konuyu, güncel olarak ele alan newsletter ile kaçırdığımız alan kalmasın.
1. Duygusal Zeka İle Güçlenin: Duygusal zeka hakkında derinlemesine bilgi sahibi olacak, empati, öz-farkındalık ve ilişkilerde daha güçlü olmanın yollarını keşfedeceksiniz.
2. Güncel Konulara Farklı Bir Bakış: Güncel olayları ve trendleri duygusal zeka perspektifinden değerlendirerek, olaylara daha geniş bir çerçeveden bakma fırsatı bulacaksınız.
3. Yaratıcılığınızı Artırın: Yaratıcılığınızı ve problem çözme yeteneklerinizi nasıl geliştirebileceğinize dair ipuçları ve stratejilerle dolu yazılar bulacaksınız.
4. Etik Yargılarınızı Güçlendirin: İş dünyasında ve günlük hayatınızda karşılaşabileceğiniz etik ikilemleri daha iyi yönetmenize yardımcı olacak içgörüler edineceksiniz.
Bunlarla beraber, bu konuları kapsayan online ve yüzyüze eğitimlerden, zirvelerden haberdar olabilecek, bu konulardaki sektörün ileri gelenleri ile tanışabilme imkanı bulabileceksiniz.
İlk sayımızda, duygusal zekanın temel prensiplerine dair kısa bir giriş yapacak, iş dünyasında ve kişisel yaşamda duygusal zekanın nasıl bir fark yaratabileceğine dair ilham verici örneklerle tanışacaksınız. Ayrıca, güncel bir konuya duygusal zeka perspektifinden nasıl yaklaşabileceğimizi inceleyeceğiz.
Sizi bu duygusal zeka yolculuğuna davet ediyoruz. Her sayıda, içsel dünyanızı zenginleştirecek, iş ve özel hayatınızı daha anlamlı kılacak bilgi ve ilham dolu içerikler bulacaksınız. Hemen abone olun ve bu eşsiz yolculuğun bir parçası olun!
Abone Olun ve KEŞFETmeye Başlayın!
Duygusal zeka, insan olmanın özüdür. Gelin, bu özün derinliklerine birlikte inelim.

Neden Küçük Prens?
Bu yazımda, biraz kendi fikirlerimle oluşturduğum Küçük Prens kitabının incelemesi ile anlatacağım Küçük Prens Workshop’una bir genel bakış sunuyor olacağım.
Küçük Prens kitabı kendi gelişimini yaşamaya henüz taslak halindeyken başlamış. Bir kitabın bu kadar gelişim yolculuğuna her aşamasıyla katkıda bulunması, o kitabı ve karakterlerini, gerçek yaşayan birer karakter hissetmemize sebep olmuş olabilir. Başka türlü ruhumuza bu kadar nasıl dokunabilirdi ki?
Yazmayı seven biri olarak, bu kitabı nedir bu kadar güzel yapan diye sorgularken öğrendiğim bilgilerden biri idi bu da. Yazarı Antoine de Saint-Exupery bu kitabı ilk yazığında ortalama 1000 küsür sayfa yazmış. Sonra mükemmel haline getirmek için kısaltmış da kısaltmış. Sonuç olarak 112 sayfaya 27 bölüm sığdırıp, mükemmel şekilde anlatmayı başarmış.
“Mükemmelliğe, yazıya eklenecek hiçbir şey kalmadığında değil, yazıdan çıkarılacak hiçbir şey kalmadığında ulaşılır.” - Antoine de Saint-Exupery
Michelangelo’nun en meşhur eserlerinden biri olan Davut heykeli için de benzer bir cümlesi vardır.
Kendisine, dönemin kralı tarafından tek parça mermerden yaptığı bu devasa ve muhteşem heykelin nasıl yapıldığı sorulduğunda: “Ben sadece Davut olmayan kısımları çıkardım.” der.
Büyük yazar ve heykeltraşın görüşüne göre bir eserin kusursuz olması için özü anlatması yeterlidir sanırım. Peki o halde, kendimizin özümüze ulaşmamız için de, anne-babalarımızdan, toplumdan, çevrelerimizden öğrendiklerimiz ile bu günlere geldik. Fakat bunların içerisinde bize ait olmayan kısımlar da vardı. Böylece yaşamımız ve değerlerimizle çelişen bize ait olmayan öğrendiklerimizi hayatımızdan çıkarmamız gerekebilir. Bu sayede Davut heykeli gibi şanıyla, güzelliğiyle parlamamız kaçınılmaz olur.
Bir ekibi güçlendirmenin, güçlü bireylerden oluşması gerektiğine inanarak, önce birey dedik, köklerden ve en küçük parçadan oluşan değişimin büyük farklar yaratacağı bilinci ile, bu güçlü bireylerin oluşturdukları takımlarına tekrar bakarak, doğal olarak etrafındaki kreçleri temizlemesini sağlamalarını esas aldık. Bununla da kalmayıp, güçlü ekiplere sahip şirketlerin özgün ve parlayan yıldız olmasının da önünde hiçbir engel olmadığını Küçük Prens rehberliğinde göstermek istedik.
Küçük Prens hikayesinde 27 bölümün 27’si de o kadar net, anlaşılır ve öz bir şekilde anlatılmıştır ki, kişisel gelişimin, insanları anlama (empati) kabiliyetinin, kendini anlamaya çalışma yolculuğunun, yolculuğun öğrettikleri ile içinde yaşadığı huzurun ve bu huzur ile mutlu hayatın tarifinin en öz şekli yazılmış.
Tabi bu Küçük Prens’in mutluluk tanımları, yolculukları ve öğrendikleri. Sonraki yazılarımda karakter incelemeleri ile ayrıntılı açıklamalarına yer verecek olsam da, her birimiz aslında hayatta birer Küçük Prens/Prensesleriz ve bazılarımız bu hayat yolculuğunda karşılaştıklarımız ile öğrenip her seferinde daha fazla bilgelikle daha ileriye ilerliyoruz. Bazılarımız ise gezegenimizden uzağa sadece bakarak “acaba oralarda nasıl hayatlar var” diye merak ederek, belki de tahminler yürüterek, kendi dünyamızdan adımımızı bir adım dahi dışarı çıkarmaya korkarak geçiriyoruz. Tüm ömrünü küçücük dünyalarında geçiren insanlar dolu etrafımız. Bu hayat yolculuğunda, kendi gezegeninden çıkmayı dünyayı gezme-görme-dolaşma olarak düşünmeye gerek yok. Konuştuğunuz, iletişim kurduğunuz her insan bir dünya, ve siz her bir insan keşfettiğinizde yeni bir dünya keşfediyorsunuz. Fakat bunu da yapabilmek için, kendi gezegeninden başlamak gerek. Kendi dünyanı yeterince tanıyor musun?
Ben bu kitabı ilk okuduğumda açıkçası anlamamıştım neden bu kadar büyük bir kitap olduğunu. İkinci ve sonrasında eğitimi tasarlamak için de detaylı okumalarımda derinlemesine anladım ne demek istediğini yazarımızın. Aslında hepimizin hayat yolculuğunu metaforlaştırmış. O Küçük Prens hepimizmişiz. Pilot hepimiziz, kral, sarhoş, kaşif, ve diğer karakterler hepimiziz. Peki bizlerin Gül’ü, Volkanları, Baobabları nerede? Bizim gezegenimizde neler var?
27 bölümün kısaca 3 bölümünü detayları ile ele alan Küçük Prens ile Etkili Takımlar Çalışmamıza katılarak sizler de kendi gezegeninizin baş kahramanı olun ve başka gezegenleri de keşfederek, bilgeliğinizi artırın.
Küçük Prens sadece bir rehber, yolculuk ve yol sizin.
The Virtual Power





Yorumlar